
Şule Erciyas
Ramazan Bayramının Sevincini Yaşamak
Bayram bir sevinç ve neşe günüdür Yüce duyguların coştuğu, sevgi ve saygı, hislerinin müminler arasında alabildiğine canlandığı güzel günlerden biridir. Bayramlar; fertlerin birbirlerine sevgi ve saygı ile yaklaşma, yardımlaşma, birbirlerinin gönlünü alma, mutluluğu ve sevgiyi dolu dolu yaşama günleridir. Bayram insanları kaynaştırıp bir araya getiren en güzel vesilelerden biridir. Bayramlar, inananlar üzerinde çok müspet tesirler meydana getirir, dini duygularını kuvvetlendirir. Toplumsal bağları güçlendirir. Toplumu birlik, beraberlik, kardeşlik ve dayanışma içinde tutan, saygı ve sevgi temelinde insanları birleştiren önemli günlerdir. Ramazan Bayramının müminler arasında ayrı bir yeri vardır Çünkü Ramazan Bayramı, her gün tutulan orucun iftar vaktindeki sevinci gibi, tutulan bir aylık orucun toplu bir iftar sevincini ifade eder. Bir ay gibi uzun bir süreyle, özellikle Ramazan'ın sıcak günlerde nefislerine oruç tutturan müminler, sabır imtihanını vererek manevi sorumluluktan kurtulmanın sevincini Ramazan bayramında yaşama imkânına kavuşurlar. Müslümanların iki büyük bayramından biri Ramazan ayında tutulan bir aylık orucun bitiminde Şevval ayının ilk üç günü Müslümanların bayram günleridir Ramazan Bayramına, o gün fıtır sadakası verilmesinden dolayı "Fıtır bayramı" adı da verilmektedir Ramazan Bayramında fıtır sadakası önemli bir görev olup, bayram namazından önce verilmesi iyidir. Resulullah (s a v.) Medine'ye hicret ettiği zaman Medinelilerin eğlenip neşelendiği iki bayramları vardı. Hz Peygamber Medinelilere özgü olan, cahiliye izleri taşıyan bu bayramların yerine bütün Müslümanların sevinip eğleneceği İslâm'ın iki bayramı hakkında şöyle buyurdu: “Allah Teâlâ size kutladığınız bu iki bayrama bedel olarak daha hayırlısını, Ramazan Bayramı ile Kurban bayramını lütuf olarak vermiştir.” (Ebû Dâvud, Salât 239) Ayrıca şevval ayında altı gün oruç tutmak da çok sevaptır. Ramazan ayından sonra gelen şevval ayında tutulan altı gün oruca "şevval orucu" denir. Bu orucu tutmak müstehaptır. Bu oruç peş peşe tutulabileceği gibi ara verilerek de tutulabilir. Peygamberimiz (s. a. s.), Ramazan ayından sonra gelen şevval ayında altı gün oruç tutmuş (Tecridi Sarih Tercümesi, c. 3, s. 157) ve tutulmasını tavsiye etmiştir. Bu orucu tutmanın sebebini Peygamberimiz (s.a.s.), şöyle açıklamıştır: "Kim Ramazan orucunu tutar, sonra şevval ayından altı gün oruç tutarsa bütün yıl boyunca oruç tutmuş gibi olur." (Tirmizî, Savm, 53) "Kim iyi bir amel işlerse, kendisine bunun on katı sevap vardır" (En'âm, 6/160) anlamındaki ayet esas alındığında bir ay oruç tutan Müslüman, on ay oruç tutmuş gibi sevap kazanır. Şevval ayından da altı gün oruç tuttuğunda ki bu oruç on katıyla altmış gün, iki ay yapar, böylece bir yıl oruç tutmuş gibi olur. Allah’a yakın olan iyi, güzel ve doğru olana da yakındır. Tüm iyilik ve güzelliğin kaynağı olan varlık ile kurbiyet ve ünsiyet kuran bir insan âlemdeki iyilik ve güzelliklerden nasıl uzak olabilir? İyi, güzel ve doğru dışında bir niyet ve eylemde bulunmayı nasıl düşünebilir? Bu hal üzere yaşayan insan tüm varlık âlemine, tabiata, hayvanlara, bitkilere, diğer insanlara; kısacası canlı cansız tüm varlıklara hikmet, rahmet ve mağfiret nazarıyla bakar. Kendisine verilen can ve akıl emanetini korur, geliştirir ve güzelleştirir. Ramazan orucunda ve bayramda ortalığa yayılan bereket ve letafet, işte bu güzellikten neşet eder.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.