Çalışan kadınlara doğum izni yetmiyor: Ücretsiz izin 2 yıla çıkarılmalı

Çalışan kadınlara doğum izni yetmiyor: Ücretsiz izin 2 yıla çıkarılmalı
Ulus’a konuşan Genç Sağlık Sendikası Kadınlar Komisyonu Başkanı Sevda Koca, 16 haftalık doğum izninin yetersiz olduğunu söyleyerek, doğum izninin en az 6 aya, ücretsiz iznin ise 2 yıla çıkarılması gerektiğini söyledi.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle Ulus’a konuşan Genç Sağlık Sendikası Kadınlar Komisyonu Başkanı Sevda Koca, sağlık sektöründe kadınların karşılaştığı zorlukları gündeme getirdi. Kadınların empati ve merhamet duygularıyla işlerini daha büyük bir özveriyle yaptığını dile getiren Koca, bu durumun fiziksel ve psikolojik olarak daha fazla yorulmalarına neden olduğunu belirtti. Koca, kadınların yönetici pozisyonlarına yükselmesi konusunda karşılaştıkları önyargılara ve sektördeki liyakat eksikliğine de vurgu yaptı. Doğum ve süt izni sürelerinin yetersiz olduğunu, kreşlerin sağlık kurumlarında yaygınlaştırılması gerektiğini ifade eden Koca, kadın sağlık çalışanlarının daha iyi çalışma koşullarına sahip olmayı hak ettiğini söyledi.

4-001.jpg

KADINLAR SAĞLIK SEKTÖRÜNDE DAHA FAZLA YÜK TAŞIYOR

Sağlık sektörünün, dinamik ve fedakârlık gerektiren bir alan olduğunu söyleyen Genç Sağlık Sendikası Kadınlar Komisyonu Başkanı Sevda Koca, kadınların doğaları gereği merhamet ve empati duygularıyla hareket ettikleri için sağlık sektöründe büyük bir yer tuttuğunu kaydetti. Bu durumun kadınların iş yükünü de artırdığına dikkat çeken Koca, “Kadınlar olarak hastalarımıza, meslektaşlarımıza empatiyle yaklaşıyoruz. Çünkü içimizde annelik duygusu var, koruma içgüdümüz var. Bir hastaya baktığımızda ‘Bu benim çocuğum da olabilir, annem de olabilir, eşim de olabilir’ diye düşünüyoruz. Bu da bizi daha fazla psikolojik ve fiziksel olarak yoruyor” diye konuştu.

1-003.jpg

“LİYAKAT VE ADALETİN ESAS ALINMASI GEREKİYOR”

Koca, kadınların gerek sendikacılıkta gerekse yöneticilikte yükselmesi noktasında büyük engellerle karşı karşıya kaldığını belirtti. Kadınların yönetici pozisyonuna yükselirken yaşadığı zorlukları dile getiren Koca, “Yönetici pozisyonuna gelmiş bir kadına genellikle ‘Bu işi başaramazsın’, ‘Duygusal kararlar verirsin’ gibi önyargılarla yaklaşılıyor ama işin aslı böyle değil. Yönetici pozisyonlarında liyakat ve adaletin esas alınması gerekiyor” diye konuştu. Atamaların şeffaf bir şekilde yapılması, mülakat sisteminin adil işlemesi gerektiğinin büyük önem taşıdığını sözlerine ekleyen Koca, “Erkek ya da kadın fark etmeksizin herkesin eşit haklarla bu görevler için başvurabilmesi gerekiyor. Ancak maalesef ülkemizde hala kadınların yöneticilikte yükselmesi nadir görülen bir durum” diyerek sitem etti.

3-002.jpg

“KADINLAR DUYGUSAL ANLAMDA DAHA FAZLA YIPRANIYOR”

Kadın sağlık çalışanlarının, mesleki yoğunluklarının yanı sıra özel yaşamlarındaki sorumlulukları da taşımak zorunda kaldığını söyleyen Koca, kadınların yaşadığı zorlukları şu sözlerle ifade etti:

“Bir kadın sağlık çalışanı hem annelik yapmaya çalışıyor hem işini en iyi şekilde yerine getirmeye uğraşıyor. Bekâr olan kadınlar da bireysel hayatlarında birçok sorunla mücadele ediyor. Kadınlar, hem çalışıp hem de özel hayatlarını dengede tutmaya çalışırken daha fazla psikolojik yük altına giriyor. Erkeklerin psikolojik şiddetten etkilenme şekliyle kadınların yaşadığı duygusal yoksunluk aynı değil. Kadınlar duygusal anlamda daha fazla yıpranıyor.”

DOĞUM VE SÜT İZNİ SÜRELERİ YETERSİZ

Koca, sağlık sektöründe çalışan annelerin bir diğer sorununun doğum ve süt izni sürelerinin yetersiz kalması olduğunu ifade etti. Doğum izninin toplamda 16 hafta olduğuna değinen Koca, “Doğum öncesi 8, doğum sonrası 8 hafta olmak üzere izin veriliyor. Ancak 2 aylık süreç bir kadın için lohusalık dönemi. Kadın doğum yaptıktan sonra lohusalık sürecini bile tamamlamadan işe dönmek zorunda kalıyor. Çocuğuyla bağ kurmaya fırsat bile bulamadan işine dönmek zorunda kalan kadın, psikolojik olarak yıpranıyor. Devlet, ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesi gerektiğini söylüyor ama doğum izni sadece 2 ay” ifadelerini kullandı. Koca, sendika olarak doğum izninin en az 6 ay ücretli, ücretsiz iznin ise 2 ila 3 yıla çıkarılmasını talep ettiklerini belirtti.

“ÇALIŞAN ANNELER İÇİN KREŞ İSTİYORUZ”

Kadın sağlık çalışanların çocuk sahibi olma sürecinde işlerini bırakmayı bile düşündüklerini kaydeden Koca, “Çocuk sahibi olmak isteyen kadınlar iş yükünü düşünüyor, nöbet listelerini hesap ediyor, iş yerinde nasıl bir tepki göreceğini değerlendiriyor. Anneliği tatmak bir lüks olmamalı. Çocuk sahibi olmak bir kadının en doğal hakkıdır ve bu süreçte devletin kadınları desteklemesi gerekir” diye konuştu. En büyük taleplerinden birinin de hastanelerde kreşlerin yaygınlaştırılması olduğunu dile getiren Koca, şunları aktardı:

“Biz kadın sağlık çalışanları olarak tayinlerle farklı illere gidiyoruz, çoğu zaman ailemizden uzakta çalışıyoruz. Kadın çalışanlar, mesaiye gittiğimizde çocuğunu nereye bırakacağını düşünüyor. Çocuğumuzu güvenle bırakabileceğimiz bir yer olmalı. Ama maalesef devlet hastanelerinde ve sağlık kurumlarında kreş yok denecek kadar az. Kadınların daha huzurlu çalışabilmesi için tüm sağlık kuruluşlarında kreş olmasını talep ediyoruz.”

“MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle kadın sağlık çalışanlarının yaşamış oldukları zorluklara bir kez daha dikkat çeken Koca, “Her yıl 8 Mart'ta kadın haklarından bahsediyoruz ama bir sonraki yıl aynı sorunları konuşmaya devam ediyoruz. Umarım bir sonraki Kadınlar Günü'nde daha güzel gündemlerle bir araya geliriz. Kadın sağlık çalışanları olarak iyi çalışma koşullarını hak ediyoruz ve bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

“ŞİDDETİN SON BULMASINI TEMENNİ EDİYORUM”

Kadına yönelik şiddetin sona ermesini temenni eden Koca, komisyonun danışmanlığını üstlenen ve geçtiğimiz yıl talihsiz bir olay sonucu hayatını kaybeden Saniye Özmen’i hatırlatarak, şu sözlerle cümlelerini noktaladı:

“Bu vesileyle, kadına yönelik şiddetin ve her türlü toplumsal şiddetin son bulmasını temenni ediyorum. Kadınların, hak ettikleri gibi hayatta var olmaları, üretmeleri ve çiçek açmaları gerekirken, mezarlarının üzerinde çiçek açmadığı bir geleceğe ulaşmayı diliyorum. Bu konuda anayasal düzeyde caydırıcı cezaların getirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Toplum olarak şiddeti teşvik eden her türlü unsurun ortadan kaldırılması gerekiyor.”

Kaynak:haberilksayfa.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.